Aşkı Önemsiyorum


Uçurtması elinden alınmış çocuk gibiyim. Bilirsin uçurtmalar çocuklar ne kadar önemlidir. Hani çocukken alış-verişe giderdik annelerimizle. Ayakkabı alınacaktır. Gezersin, bakarsın; fakat bir türlü aradığını bulamazsın. Sorarlar “Nasıl bir ayakkabı istiyorsun?” diye. Verecek bir cevap bulamazsın. Anlatmaya kalksan anlamazlar ya da tarif edecek kelime gelmez aklına. Ve derler ki “Ne aradığını bilmiyor.” Çok kızarsın içinden sinirlenirsin, gözlerin dolar, sonra sakinleşirsin güler geçersin. Aramaya devam edersin. Dolanırsın dolanırsın bulamazsın. Yorulursun, bitkin düşersin artık onu bulamayacağını düşünmeye başlarsın, tam umudunu kesmek üzereyken onu görürsün “İşte bu!” dersin. Giyersin, denersin tam sana göredir. Ama her zaman ki gibi önüne gene bir engel çıkar: Fiyatı. Neden bu kadar pahalıdır? Çünkü işçilik iyidir. Ve eğer o ayakkabıyı almak istiyorsan biraz beklemen gerektiği söylenir. Beklemeye başlarsın. Sürekli o ayakkabıyı düşünürsün, hayaller kurarsın. Tüm dünyan o ayakkabıya kilitlenmiştir. Günler geçmek bilmez. O gün hiç gelmeyecek zannedersin. Sonra o gün gelir, ayakkabını almaya gidersiniz annenle. Yollar bir türlü bitmek bilmez, uzadıkça uzar. Sonra büyük bir mutluluk ve heyecanla içeriye girersin, fakat ayakkabın satılmıştır. O artık senin değil başkasının ayakkabısıdır. Dünyan kararır, hayallerini senden çalmışlardır. O anda yaşadığın hayal kırıklığı hiçbir şeye benzemez. Çocuk kalbin nasıl da büyük bir yara almıştır. Acı çekersin, canının yandığını hissedersin, bütün vücudunu ateş sarar, alev alıp yanacağını düşünürsün, sonra gözlerin dolar ve o gözyaşlarıyla içindeki alevi söndürebileceğine inanırsın.
İşte bende bunları yaşıyorum. Hayatım boyunca seni bekliyorum,hayatıma kimseyi sokmuyorum, çünkü aşkı önemsiyorum. İlk sevgilim özel olmalı diyorum, ayrıldığım zaman en ufak bir pişmanlık duymayayım diyorum ve seni bekliyorum… Nafile yere!
Ayakkabını başka biri aldığında paraya söver sayarsın. Öfkeni, hayal kırıklığını paradan çıkarırsın. Daha doğrusu çıktığını sanarsın. Peki ben şimdi kime ne diyebilirim? İçime atıyorum tüm duygularımı. Günün birinde seninle basit bir konu yüzünden kavga edersem sakın şaşırma. Gerçi bu çok küçük bir ihtimal, ama…
Senin yanında olup da sevdiğin sevgilin olamamak… İşte bu yüzden sana öfkeleneceğim, kızacağım ve seni çok özleyeceğim. Belki başka bir gün, başka bir yerde, başka bir zamanda demek isterdim, ama başka bir yer, zaman olmayacak. Çünkü biliyorum ki bu dünyadan başka yaşayabileceğimiz bir dünya yok. Gösterdiğimiz bunca çaba, emek, döktüğümüz kan, yitirdiğimiz can bunun için ya bu dünya için yaşanabilir bir dünya için…
Söylenebilecek o kadar söz varken ben artık hiçbir söz söylemiyorum. Susuyorum, susuyorum, susuyorum… Nedenini bilmeyerek susuyorum. Sonra gökyüzüne bakıyorum, güzeller güzeliyle konuşuyorum. Onunla konuşmak iyi geliyor bana. Sonra yatağıma uzanıyorum, gözlerimi kapatıyorum ve seni düşünüyorum. Rüyamda o güzelim ayakkabının önünde durmuş bekliyorum. Uyanıyorum, ayakkabıyı aldığımı hayal ediyorum. Ve boş bir umutla seni bekliyorum.

Öykü Ağtaş

Berkay:
Teşekkür ederim Öykü!;)

Reklamlar

About this entry